İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞINDAN DOĞAN TAZMİNAT TALEPLERİNİN USÛL HUKUKUNUN BAZI KURUMLARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZ

İş sağlığı ve güvenliğinin amacı, iş kazası ve meslek hastalıklarını ortadan kaldırmak ya da olabildiğince azaltmaktır. Zira, iş kazası ve meslek hastalığı hem bireysel hem de kamusal birçok olumsuz sonuca neden olur. İşveren, iş kazası ve meslek hastalığının neden olduğu zararlardan kusuru oranında sorumludur. İşçi, bu zararların tazminini, işverenden talep edebilir. Bu çalışmada, söz konusu tazminat talepleri usûl hukuku bağlamında incelenmektedir. Bu çerçevede, usûl hukukuna ilişkin ilkeler, görevli ve yetkili mahkemeye ilişkin usûl hukuku kuralları, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve tahkim konuları ele alınmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İş kazası ve meslek hastalığı, tazminat, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, tahkim, görevli ve yetkili mahkeme.

GİRİŞ

İş sağlığı ve güvenliği, işyerinde yürütülen iş nedeniyle meydana gelebilecek risk ve tehlikeleri öncelikle ortadan kaldırmayı ya da olabildiğince azaltmayı hedefleyen, meslekî anlamda risk ve tehlikelerin çalışanların, müşterilerin, ziyaretçilerin ve halkın sağlığına zarar vermesine engel olmayı amaçlayan, önleme ve koruma nitelikli bilimsel çalışmalar olarak tanımlanmaktadır1 . Devletin, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar oluşturup işverenlerin bu kurallara uymasını temin etmesi, öncelikle Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesi gereğincedir. Ayrıca, Anayasa’nın 17’nci, 50’nci, 56’ncı ve 60’ıncı maddeleri de çalışanın iş sağlığı ve güveliğinin sağlanmasına yönelik temel hükümlerdendir. Söz konusu hükümlerin, daha ayrıntılı olarak ele alınması ve gereğinin yerine getirilmesi amacıyla, 4857 sayılı İş Kanunu 77 vd. maddelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hükümleri ilga eden 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla, ülkemizde, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin gerekli sistemin işverenler tarafından kurulması ve mevzuatta öngörülmese dahi zamana göre değişen teknolojik ve teknik gereksinimlerin yine işverenler tarafından yerine getirilmesi ödevi, kanun düzeyinde, pozitif hukukumuzda yerini almış bulunmaktadır2 . Ayrıca, bu ödev, Türk Hukuku uygulamasında yargı tarafından verilen kararlarda da vurgulanmaktadır3 . Bunlardan başka, işverenin, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemleri alması iş ilişkisindeki işçiyi gözetme borcunun bir gereğidir4 . Nitekim, bu husus, Anayasa’nın 17’nci maddesinden ve ayrıca TBK.m.417/II ile İSGK.m.4’den açıkça anlaşılmaktadır5 . Çalışma hayatında, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira, söz konusu yükümlülüklerin amacı, çalışanların korunması, üretim ve işyeri güvenliğinin sağlanmasıdır 6 . Aksi durumda, iş sağlığına ilişkin önlemlerin alınmaması meslek hastalığına, iş güvenliğine ilişkin önlemlerin alınmaması ise iş kazalarına neden olabilir. Bunların sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaların, şüphesiz bireysel, duygusal ve sosyal sonuçları vardır. Bunlardan başka, iş kazası ve meslek hastalığı hem işveren hem de ülke açısından maliyet getiren olaylardandır. Dolayısıyla, iş kazası ve meslek hastalığının ekonomik sonuçları da bulunmaktadır. Bu sonuçlardan kamusal anlamda en önemli olanı, iş kazası ve meslek hastalığının ortaya çıkardığı iş gücü ve verim kaybıdır. İş kazası ve meslek hastalıklarının bireysel ve kamusal anlamda meydana getirdiği bu olumsuzlukların bertaraf edilmesi amacıyla hukuk düzeni, işveren ve çalışanlara birtakım yükümlülükler yüklemiştir. Ayrıca, hukuk düzeni, söz konusu yükümlülüklere uyulmamasına, işveren ve çalışan bakımından ayrı ayrı yaptırımlar bağlamıştır. İşverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uymamasının, özel hukuk bakımından üç ayrı yaptırımı olduğu ifade edilebilir7 . Bunlardan birincisi, işçinin çalışmaktan kaçınma hakkıdır. Buna göre, çalışan, ciddî ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya kaldığında bazı şartların da varlığı durumunda, çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmak suretiyle kendini koruyabilir. Özel hukuk yaptırımlarından ikincisi, çalışanın iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkıdır. Buna göre, çalışanların talep etmelerine rağmen işverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, çalışanın bildirimsiz fesih hakkı bulunmaktadır. Çalışan lehine verilen bu iki hak, işveren açısından hiç şüphesiz bir yaptırımı ifade etmektedir. Özel hukuk kapsamında değerlendirilen bu iki yaptırım, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yer almaktadır. İşverene ilişkin özel hukuk yaptırımlarının üçüncüsü ise, işverenin tazminat sorumluluğudur. Bu çalışmada, işverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uymaması nedeniyle meydana gelen tazminat sorumluluğunun, usûl hukukuna yansıması, temel ilkeler, görev ve yetki, dava şartları bağlamında incelenmeye çalışılmaktadır. Bundan başka, usûl hukuku bakımından yapılan değerlendirmede, dünyada ve ülkemizde giderek artan bir yargılama olarak tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan arabuluculuk ve uzlaştırma da dikkate alınmaktadır. Bu inceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu başta olmak üzere hukukumuzda yeni sayılabilecek 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yer alan ilgili hükümler çerçevesinde yapılmaktadır. Ayrıca, inceleme yapılırken yargı mercilerinin, iş yargılamasına ilişkin olarak son zamanlarda vermiş olduğu ilke kararı niteliğindeki içtihatları da göz önünde bulundurulmaktadır. İş kazası ve meslek hastalığının tanımlarını ve unsurlarını ortaya koyup, işverenin ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hangi durumlarda, ne ölçüde sorumlu olduğunun sınırlarını belirlemek, çalışmanın konu bütünlüğünün sağlanması açısından önem arz etmektedir. Ayrıca bunlardan doğan tazminat taleplerinin neler olduğunun çerçevesinin çizilmesinin de usûl hukuku bakımından değerlendirmenin bir gereğidir. Bu nedenle, çalışmanın birinci bölümünde, bu hususa çalışmanın kapsamı çok fazla genişletilmeden kısaca da olsa değinilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat talepleri, usûl hukukunun ilgili kurumları bakımından değerlendirilmeye çalışılmaktadır. 

Makalenin Tamamı İçin: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1741445

Makale Hakkında: https://dergipark.org.tr/tr/pub/sduhfd/issue/63393/930128

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir